| |
KUTSAL TOPRAKLARA YOLCULUK-HAC
IBADETI

HAC NEDİR
?
Hac,
İslâmın beş esasından birisidir. Hem malî ve hem de bedenî bir
ibadettir.
Hac,
kelime olarak, "yönelmek, kasdetmek, bir kimseyi ya da bir yeri
çokça ziyaret etmek" anlamlarına gelir.
Dini bir
terim olarak hac, "Belirli bir zamanda usulüne uygun olarak
ihrama girdikten sonra Arafatta vakfe yapmak, Kâbeyi tavaf
ederek ziyaret etmek ve diğer bazı dini görevleri yerine
getirmek" suretiyle yapılan ibadeti ifade eder. Bu ibadeti
yerine getirene hacı denir.
Hac,
hicretin IX. yılında farz kılınmıştır. Haccın farz olduğu hükmü,
Kuran ve Sünnette bildirilmiştir. Bu konuda tüm müslümanlar
görüş birliği içerisindedirler. Kuran-ı Kerîmde, "Gitmeye
gücü yetenlerin Kâbeyi haccetmeleri insanlar üzerinde Allahın
bir hakkıdır."(1)
buyurulmuştur. Hz. Peygamber de, İslâm beş temel esas
üzerine kurulmuştur. Bunlar, Allahtan başka ilah olmadığına ve
Muhammedin Allahın peygamberi olduğuna şehadet etmek, namaz
kılmak, zekat vermek, Kâbeyi haccetmek ve Ramazan orucunu
tutmaktır.(2)
buyurmaktadır.
Hac,
bilindiği şekliyle Hz.İbrahime kadar uzanan bir ibadettir.
Kuran ve hadisler bize, Hz.İbrahimin haccından, insanları
hacca çağırmasından bahsetmekte, (Hac 22/27-28) Kâbenin ve hac
menasikinin tarihçesine işaret etmektedir.
|
Hac Kimlere Farzdır ?
Erkek olsun, kadın olsun şartlarını taşıyan her
müslümana, ömründe bir defa haccetmek farzdır. Üzerine
hac farz olan kimse, bu ibadeti geciktirmeden bir an
önce yerine getirmelidir. Üzerine farz olduğu halde bir
takım gerekçelerle bu önemli ibadeti yerine getirmeyip
ileri yaşlara ertelemek dinen uygun değildir. Bu şekilde
haccını erteleyip daha sonra bizzat hac yapamayacak
duruma düşen kimse, yerine bedel (vekil) göndermek
zorunda kalır.
Bir kimsenin hac ibadetiyle yükümlü sayılması için;
müslüman, akıllı, erginlik çağına ulaşmış, hür, hac için
yeterli malî imkâna sahip ve bu ibadeti yerine getirecek
vakte erişmiş olması şarttır. Bu şartlardan birini
taşımayan kimseye hac farz olmaz.
Kendisine hac farz olan kimsenin, haccını bizzat eda
etmekle yükümlü sayılması için de, sağlıklı olması,
tutukluluk veya yurtdışına çıkma yasağı gibi bir
engelinin bulunmaması ve yolun güvenli olması şarttır.
Ayrıca boşanma veya ölüm iddeti beklemekte olan kadının,
beklemesi gereken süreyi tamamlamış olması lazımdır.
Hac yolculuğuna katlanamayacak, ya da fiilen
haccedemeyecek derecede hasta olanlar ile, yaşlılar,
tutuklular, yurtdışına çıkışları yasaklanmış olanlar ve
iddet beklemekte olan kadınlar, hac kendilerine farz
olsa bile, eda ile yükümlü değildirler. Bu durumda
olanlar şartları oluştuğu takdirde bizzat haccederler.
|
Haccın Fazileti
Dünya ve ahiret hayatı açısından önemli bir
dönüm noktası olan hac, samimi ve ihlâslı bir
şekilde yerine getirildiği zaman, müslümanı
günahlarından arındırır, onun Allah katındaki
derecesini yükseltir, cenneti kazanmasına vesile
olur ve kişiyi ahlâken olgunlaştırır.
Gücü yetenlerin farz olarak ömürlerinde bir defa
yapacakları bu ibadetin fazileti gerçekten
büyüktür. Kim Allah için hacceder de kötü
söz ve davranışlardan sakınır ve günahlara
sapmazsa kul hakları hariç - annesinin onu
doğurduğu günkü gibi günahlardan arınmış olarak
döner
(3) hadisi şerifi, haccın ne derece
faziletli bir ibadet olduğunu anlatmaya yeter.
Bununla birlikte haccın fazileti konusunda
birkaç hadis-i şerif daha zikretmek yararlı
olacaktır.
Peygamber Efendimiz (S.A.S.) şöyle buyurmuştur:
"Makbul haccın karşılığı Cennetten başka bir şey
değildir. Umre de diğer bir umre ile arasındaki
günahları siler."(4)
Amellerin hangisi daha faziletlidir? şeklindeki
bir soruya Peygamberimiz:
"Allah ve Rasûlüne iman"
şeklinde cevap vermiş; sonra hangisi ? diye
sorulunca;
"Allah yolunda cihad"
buyurmuş, sonra hangisi? denince;
"Makbul hac"
diye cevap vermiştir.(5)
Hacceden kimselerin Allah katındaki değeri çok
yüksektir. Bu sebeple Yüce Allah onların
içtenlikle yapacakları duaları geri çevirmez.
Peygamber Efendimiz;
"Haccedenler ve umre yapanlar Allahın
misafirleridir. Kendisine dua ederlerse,
dualarını kabul eder, Bağışlanma dilerlerse
onları bağışlar"(6)
buyurmaktadır.
Konuyla ilgili bir diğer hadis-i şerif de
şöyledir:
"Hac ve umreyi art arda yapınız. Çünkü bu ikisi,
körüğün demir, altın ve gümüşün pasını giderdiği
gibi fakirliği ve günahları yok eder."(7)
Bir hadis-i şerifte de hac ve umre normalde gaza
yoluyla yapılan cihada katılmayan yaşlılar,
küçükler, güçsüzler ve kadınların cihadı olarak
nitelendirilmiştir
(8) ki, bu da haccın ne derece faziletli bir
ibadet olduğunu göstermektedir.
Yüce Allahın kullarını en çok affettiği gün
olan Arafe gününde
(9) saçı başı dağılmış, toza toprağa
belenmiş bir vaziyette el açıp Allaha yalvaran
kullarını Cenab-ı Hak mutlaka affeder. Önemli
olan böylesine üstün bir ibadeti, gereği gibi
yerine getirerek onun faziletinden
yararlanmaktır.
3] Buhari, Hac, 4
[4] Nesai, Menasik,3-5 (5/112,115);
Müslim,Hac, 437(Hadis no:1349); İbn-i Mace,
Menasik, 3 (Hadis No: 2888)
[5] Buhari, Hac, 4; Nesai, Menasik, 4
(5/113)
[6] İbn-i Mace, Menasik, 5 (Hadis no: 2892)
[7] Tirmizi, Hac, 2 (Hadis No: 810); Nesai,
Menasik, 6 (5/115); İbn-i Mace, Menasik, 3
(Hadis No: 2887)
[8] Nesai, Menasik, 4 (5/114)
[9] Müslim, Hac, 79 (Hadis No: 1348)
|
Haccın Hikmetleri
Allahın emrettiği her şeyde şüphesiz
insanların dünya ve ahiret hayatı için
pek çok hikmetler vardır. Bu şaşmaz
gerçeğe göre haccın da pek çok
hikmetleri bulunmaktadır. Bunlardan
bazıları şöyle sıralanabilir:
Her insan yaratılışı gereği Yüce Allaha
karşı kulluğunu ortaya koymak
ihtiyacındadır. Hac, kula, en belirgin
bir şekilde Yüce Allah karşısında aczini
ortaya koyma, kulluğunu ifade etme ve
onun verdiği nimetlere şükretme imkanı
veren bir ibadettir. Çünkü hacı, mal,
mülk, makam ve mevki gibi dünyevi
unsurlardan sıyrılarak Allaha yönelir.
Sonsuz güç ve kudret sahibinin
karşısında teslimiyetini ve bağlılığını
ifade eder. Bu durum kendisine Allaha
kul olma zevkini tattırır.
Hac; renk, dil, ırk, ülke, kültür, makam
ve mevki farkı gözetmeksizin aynı amaç
ve gayeleri taşıyan milyonlarca
müslümanı bir araya getirerek eşitlik ve
kardeşliğin çok canlı bir tablosunu
oluşturur. Bu, lafta kalan kuru bir
iddiadan ibaret değildir. Zenginiyle,
fakiriyle, güçlüsüyle, güçsüzüyle bütün
hacılar aynı kıyafetler içinde, aynı
mahrumiyetleri yaşayarak, aynı
güçlüklere katlanarak, aynı şartlarda
hareket ederek fiili bir eşitlik ve
kardeşlik eğitiminden geçerler.
Trilyonlara hükmeden bir zenginle
geçimini zor karşılayan bir fakire aynı
kıyafet içinde Arafatta beraberce el
açıp dua ettiren ve Kâbenin etrafında
yan yana tavaf ettiren hac ibadeti,
insanlara makam, mevki, mal mülkle
böbürlenmemeyi, İslâm kardeşliği içinde
tanışıp kaynaşmayı ve mahşeri unutmamayı
öğretir.
İslâm Dininin doğup yayıldığı, vahyin
indiği, Hz. Peygamber ve Ashabının bin
bir güçlük ve sıkıntılar içinde
mücadeleler verdiği ve Hz. Ademden beri
bazı peygamberlerin uğrak yeri olmuş
kutsal toprakları görmek, müminlerin
dini duygularını güçlendirir, İslâma
bağlılıklarını artırır.
Dünyanın dört bir tarafından gelen,
renkleri, dilleri, ülkeleri ve
kültürleri farklı, fakat hedef ve
gayeleri aynı binlerce müslümanın
birbirleriyle kaynaşması ve görüşmesi
sağlanmış olur. Bu durum müslümanların
birbiriyle irtibat kurmalarına,
birbirlerinin dertlerinden haberdar
olmalarına ve hatta ticari bağlantılar
kurmalarına imkan sağlar.
Hac ibadetiyle müslüman, Yüce Allahın
kendisine lütfettiği sağlık, yetenek,
mal ve mülk gibi dünyevi nimetlerin
şükrünü eda etmiş olur.
Hac yapan müslümanlar sabır, tahammül,
sıkıntılara katlanma, güçlüklere göğüs
gerebilme, büyük kalabalıklarla aynı
anda hareket ederek aynı şeyleri
yapabilme, yardımlaşma, dayanışma ve
belli kurallara adapte olabilme... gibi
ahlaki özelliklerini geliştirirler.
Hac, müslümanlarda ömür boyu
silinmeyecek derin hatıralar bırakır. Bu
hatıralar; müminin hacdan sonraki
yaşamında istikametini kaybetmemesine
hizmet eder. Hac, müminin hayatında
adeta bir dönüm noktası oluşturur.
Arafat gibi mahşerin örneğini oluşturan
bir yerde Allaha el açıp yalvaran ve
günahlarından sıyrılan bir müslüman bir
daha kolay kolay eski işlediği günahlara
dönmek istemez. Bu yönüyle hac, günahkar
müslümanlar için bir arındırma ve
iyileştirme işlemi görür.
Hac sayesinde müslümanlar arasında güzel
etkileşimler meydana gelir. Müminler
birbirlerinden güzel hasletler alırlar.
Fikirlerinde müspet anlamda önemli
değişmeler olur. İnsanları birbirinden
uzaklaştıran ırkçılık gibi olumsuz
düşüncelerin törpülenmesi sağlanır.
Kısaca haccın, başka ibadetlerde olmayan
kendine özgü pek çok hikmetleri, ahlâkî,
sosyal, ekonomik ve psikolojik yararları
vardır. Yukarıda yalnızca bunlardan
bazıları zikredilebilmiştir.
|
UMRE NEDİR ?
Umre, belirli bir vakte bağlı
olmaksızın usulüne göre ihrama
girdikten sonra, tavaf ederek
Kâbeyi ziyaret etmek ve diğer
bazı dini görevleri yerine
getirmek suretiyle yapılan
ibadettir.
Hacca "Hacc-ı Ekber"
(büyük hac), umreye de
"Hacc-ı Asgar" (küçük hac)
denir.(10)
|
Kâbe
Haccın sebebi ve
namazlarda kıblegâhımız
olan Kâbe, yeryüzünde
alemlere bereket ve
hidayet kaynağı olarak
insanlar için kurulan
ilk binadır. Allahın
emriyle Hz. İbrahim ve
oğlu Hz. İsmail
tarafından Mekkede
yapılmıştır.(11)
"Mescid-i Haram"
denilen mabedin
ortasında bulunan Kâbe,
kuzeydoğu duvarı 12.63;
kuzeybatı duvarı 11.03;
güneybatı duvarı 13.10;
güneydoğu duvarı 11.22
ve yüksekliği 13 m olan
145 m2 alan üzerine
kurulmuş taş bir
binadır. Üzeri siyah bir
örtü ile örtülüdür.
Örtüsü her sene hac
mevsiminde
yenilenmektedir.
Kâbenin köşeleri
yaklaşık olarak dört ana
yönü gösterir.
Köşelerden her birinin
ayrı ismi vardır.
Doğu köşesine
"Hacer-i Esved" veya
"Şarki", kuzey
köşesine "Irakî",
batı köşesine "Şâmî"
ve güney köşesine de
"Yemânî" denir.
"Hacer-i Esved",
Kâbenin doğu köşesinde
yerden 1.5 m yükseklikte
bulunmaktadır. "Hacer-i
Esved" siyah taş
demektir. Hz. İbrahim
tarafından tavafa
başlanacak yere işaret
olmak üzere konulmuştur.
Başlangıçta çevresi
18-19 cm olan bu taş,
çeşitli yıkımlar
sebebiyle birkaç defa
kırılmıştır. Şimdi, ilk
olarak konulduğu köşede,
gümüş muhafazalı kurşun
içine gömülü yedi parça
halinde bulunmaktadır.
Kâbenin, kuzeydoğu
duvarında (Hacer-i Esved
ile Irakî köşeleri
arasında) Hacer-i Esved
köşesine yakın ve yerden
1.97 m kadar yükseklikte
bulunan altın kaplı bir
kapısı vardır. Kapı 1.8
x 3.5 m boyutlarındadır.
Kapı ile Hacer-i Esved
köşesi arasında kalan
bölüme "Mültezem" denir.
Kâbenin kuzeybatı
duvarının (Irakî ile
Şamî köşelerinin)
karşısında, yerden 1.25
m yükseklikte yarım
daire şeklinde bir duvar
bulunur. Bu duvara
"Hatim" denir. Tavaf
bu duvarın dışından
yapılır. Bu duvar ile
Kâbe arasında kalan
boşluğa da "Hicr-i
Kâbe", "Hicr-i İsmail"
veya "Hatîra" denir. Bu
boşlukta Kâbeye
yönelerek namaz
kılınabilir, dua
edilebilir. Ancak
Kâbeye yönelindiği gibi
buraya yönelip namaz
kılınmaz.
Kâbenin "Hatîm"e bakan
duvarının üst ortasında
altından yapılmış bir
oluk bulunmaktadır. Halk
arasında "Altın Oluk"
diye bilinen bu oluğa
"Mizab-ı Kâbe"
denir.
[11] Bkz. Al-i İmran
sûresi, ayet: 96; Bakara
sûresi, ayet:127
|
Mescid-i Haram
"Mescid-i Haram",
Mekkede
ortasında
Kâbenin
bulunduğu büyük
bir mabettir.
Buna "Harem-i
Şerif" de
denir. Mescid-i
Haram, Hz.
Peygamber
döneminde,
Kâbenin
etrafındaki
küçük bir
alandan ibaret
iken ilk olarak
Hz. Ömer
tarafından
genişletilmiş ve
etrafı bir
duvarla
çevrilmiştir.
Daha sonraları
Mescid-i Haram
günümüze kadar
pek çok defa
genişletilmiştir.
Bugün Mescid-i
Haram, yüz
binlerce insanın
içinde ibadet
edebileceği
genişlikte bir
alana sahiptir.
Mescid-i
Haramın içinde,
Kâbeden başka
"Makam-ı
İbrahim" ve
"Zemzem"
kuyusu
bulunmaktadır.
"Makam-ı
İbrahim", yaygın
görüşe göre, Hz.
İbrahimin
Kâbeyi inşa
ederken iskele
olarak
kullandığı ya da
insanları hacca
çağırırken
üzerine çıktığı
taşın bulunduğu
yerdir. Burası
"Kâbe Kapısı"
nın bulunduğu
duvarın
karşısında
Kâbeye yakın
bir yerde
bulunmaktadır.
"Zemzem",
Allahın Hz.
Hacer ve oğlu
Hz. İsmaile
ihsan ettiği
suyun adıdır.
Zemzem suyunun
ortaya çıkışı
şöyle olmuştur:
Hz. İbrahim,
Allahın emriyle
eşi Hacer ve süt
emmekte olan
oğlu İsmaili
zemzemin bugünkü
yerinde bulunan
büyük bir ağacın
altına
yerleştirmişti.
O sırada Kâbe
yapılmamış ve
Mekke şehri
kurulmamıştı.
Etrafta ne bir
insan, ne su, ne
de bir hayat
belirtisi vardı.
Bu şartlar
altında yaşamaya
devam eden
Hacer, nihayet
su ve yiyeceği
bitince çaresiz
kalmış, bir can
yoldaşı
görebilmek ve
birkaç yudum su
bulabilmek
umuduyla önce
"Safa Tepesi"
ne, sonra da
"Merve Tepesi"
ne çıkmış ve
bunu yedi defa
tekrarlamış.(12)
Merve Tepesine
son gelişinde
oğlunu bıraktığı
taraftan bir ses
duymuş. Oğlunun
yanına
geldiğinde orada
Cebrâil
tarafından
zemzem suyunun
çıkarılmış
olduğunu görmüş.
Yeryüzündeki
suların en
üstünü olan
"Zemzem", halen
Kâbenin 20 m.
kadar doğusunda,
"Makam-ı
İbrahim" e yakın
bir yerde
bulunan kuyudan
çıkmaktadır. Bu
kuyu tavaf
alanının
altındadır.
Kuyuya biri
bayanlara diğeri
erkeklere ait
olmak üzere iki
ayrı yerden
merdivenlerle
inilmektedir.
Zemzem suyu,
içildiği gibi
abdest ve
gusülde de
kullanılabilir.
Hz. Peygamber
zemzem hakkında
şöyle
buyurmuştur:
"Zemzem hangi
niyet için
içilirse o niyet
içindir."(13)
Bu itibarla
zemzem içerken
dilek ve niyeti
belirterek içmek
uygundur.
Zemzem içerken,
"Allahım!
Senden yararlı
ilim, bol rızık
ve her türlü
dert için şifa
istiyorum." diye
dua edilir.
Mescid-i Haram,
yeryüzündeki tüm
mescidlerden
üstündür. Burada
kılınan namaz da
diğer
mescidlerde
kılınan
namazlardan
fazilet
bakımından kat
kat üstündür.(14)
[12] Hac ve
umrede Safa ile
Merve arasında
sa'y edilmesi,
Hz. Hacer'in bu
hatırasının
anılmasıdır
[13] İbn-i
Mace, Menasik,
78- (Hadis No:
3062)
[14] Bkz.
İbn-i Mace,
Sünen, I/450
(Hadis No:1406)
|
HACCA
HAZIRLIK
Farz
olarak
ömürde
bir defa
yerine
getirilmekte
olan
hac,
günahlardan
arınmak
için
önemli
bir
fırsattır.
Bu
fırsattan
gereği
gibi
yararlanmak
için
hacca
ruhen ve
bedenen
çok iyi
hazırlanmak
gerekir.
Ruhi
hazırlıkların
başında
ihlâslı
olmak
gelir.
Çünkü
ihlâs
amellerin
özüdür.
Allahın
rızası
ihlâs
ile
kazanılır.
İhlâssız
olarak
yapılacak
bir hac,
her ne
kadar
kişiyi
hac
yükümlülüğünden
kurtarsa
da,
kendisinden
beklenen
yararları
sağlayamaz.
Hz
Peygamber;
"Şüphesiz,
Allah
sadece
kendisi
için ve
sırf
kendisinin
rızası
gözetilerek
yapılan
amelleri
kabul
eder."(15)
buyurmaktadır.
Bu
sebeple
hacca
gitmeye
karar
veren
müslüman,
kesinlikle
gösterişten,
hac
ibadeti
vasıtasıyla
bir
takım
kimselerin
yanında
itibar
kazanma
ya da
övülme
gibi
kaygılardan
uzak
kalmalıdır.
Bütün
varlığı
ile
Allahın
rızasını
kazanmaya
yönelmelidir.
Hacı
adayı,
yaşantısındaki
İslâma
aykırı
unsurlardan
kurtulmaya
ve
bunlara
hayatında
asla yer
vermemeye
içtenlikle
azmetmelidir.
Çünkü
insanı,
annesinden
doğduğu
günkü
gibi
günahlardan
arındıran
bir
ibadetle
haramlardan
sıyrılamayan
bir
müslümanın
başka
türlü
bunlardan
kurtulması
çok
zordur.
Bu
itibarla
hacı
adayı,
yaşamına
çeki
düzen
vermeli,
İslâma
aykırı
unsurlardan
arınma
gayreti
içine
girmelidir.
Böyle
bir
gayret
içine
girene
Allah
mutlaka
yardım
edecektir.
Hacı
adayı,
yola
çıkmadan
önce
akraba,
komşu,
eş ve
dostlarını
ziyaret
etmelidir.
Üzerinde
hakkı
olanlar
varsa
mutlaka
onların
haklarını
ödemeli,
küs
olanlarla
barışmalıdır.
Kısaca
kutsal
topraklarda
düşüncesini
olumsuz
yönde
meşgul
ve iç
dünyasını
rahatsız
edecek
durumlardan
sıyrılmalıdır.
Hac
yapmaya
karar
veren
müslüman,
bir
taraftan
böyle iç
dünyasında
hacca
hazırlanırken
diğer
taraftan,
bu
önemli
ibadeti
eksiksiz
yapabilmek
için
hacla
ilgili
gerekli
bilgileri
öğrenmeye
gayret
etmelidir.
Müftülüklerce
düzenlenen
hac,
sağlık
ve
yolculukla
ilgili
her
türlü
bilgilerin
verildiği
Hacı
Adayları
Eğitim
Seminerlerine
mutlaka
katılmalıdır.
Hacla
ilgili
olarak
kendisine
sunulan
kitap,
broşür
ve
benzeri
yayınları
dikkatle
okumalıdır.
Diyanet
İşleri
Başkanlığınca
verilmekte
olan
malzemelerin
yanında,
ihram,
terlik,
havlu ve
iç
çamaşır,
gibi
ihtiyaçları
da temin
etmelidir.
Hac
süresi
boyunca
yeme
içme
ihtiyaçlarını
karşılamak
üzere
yeteri
kadar
döviz
satın
almalıdır.
İlerde
mağdur
olmamak
için
dövizlerin
sahte
olup
olmadığının
kontrollerini
mutlaka
yaptırmalıdır.
Bazı
hacı
adayları
gereksiz
yere
fazla
miktarda
ve çoğu
zaman
iklim
şartlarına
dayanamayacak
ve çabuk
bozulacak
gıda
maddeleri
götürmektedir.
Bu da,
gümrük
kontrollerinde
ve
intikallerde
sıkıntılara
neden
olmaktadır.
Esasen
böyle
bir şeye
hiç
gerek
yoktur.
Çünkü
Mekke ve
Medinede
istenilen
her
türlü
gıda ve
ihtiyaç
maddesi
bulunmaktadır.
Buradan
gıda
maddesi
satın
alıp
götürmektense,
parasını
götürüp
orada
satın
almak
daha
uygun
olur.
Zira
paranın
taşınması
daha
kolaydır.
[15]
Nesai,
Sünen,
Cihad
24;
Ahmet b.
Hanbel,
Müsned,
IV/126
|
HAC YOLCULUĞU
Bilindiği gibi hac yolculuğu hava yoluyla yapılmaktadır. Uçuş programları, hacılarımızın bir kısmı önce Medine, bir kısmı da Mekkeye gidecek şekilde planlanır. Uçuşlar ülkemizin çeşitli noktalarından gerçekleştirilir. Hacılarımızı taşıyan uçaklar çoğunlukla Cidde Havalimanına iner. Medine Havalimanına inen uçaklar da vardır. Ancak bunlar az sayıda ve Suud Hava Yollarına ait uçaklardır.
Hac yolculuğu uzun ve kendine özgü zorlukları olan bir yolculuktur. Diyanet İşleri Başkanlığınca, hac farizasını yerine getirmek üzere Suudi Arabistana gidecek hacılarımızın bu yolculuklarını her çeşit çıkardan uzak, sağlık ve güvenlik şartları içinde yapmalarını sağlamak için, her türlü tedbirler alınmaktadır. Ancak seyahat esnasında sıkıntılarla karşılaşmamaları için hacı adaylarımızın dikkat etmesi gereken hususlar vardır. Her hacı adayının bunlara uyması önem arz etmektedir.
Hacı adayının yolculuğa başlarken dikkate alması gereken hususlar şöyle sıralanabilir:
Hacı adayı, her şeyden önce hac yolculuğunun, ticari ya da turistik bir seyahat değil, bir ibadet yolculuğu olduğunu, bu yolda atılan her adımın, çekilen her sıkıntının, bir taraftan kendisine sevap kazandırırken diğer taraftan günahlarını eriteceğini hiçbir zaman aklından çıkarmamalıdır. Bütün varlığıyla bu kutsal yolculuğu en iyi şekilde değerlendirmeye yoğunlaşmalıdır.
Kafileye katıldıktan sonra kafile başkanı ve din görevlilerinin talimat ve uyarıları doğrultusunda hareket edilmelidir. Kafilenin düzen ve disiplini için bu çok önemlidir.
Diyanet İşleri Başkanlığınca giyilmesi ön görülen kıyafetler giyilmeli, doğru olarak doldurulmuş olan sağlık künyesi ile Hacı Kimlik Kartı boyuna takılı olmalıdır. Bunların hac sezonu boyunca da devamlı olarak takılı kalması gerekmektedir.
Sürekli ilaç kullananlar, beraberlerinde götürmek zorunda oldukları ilaçlar için rapor almalı ve bu rapor yanlarında bulunmalıdır.
Menenjit aşısı yapıldığına dair aşı kartlarının da yine hacı adayının üzerinde olması gerekir.
Kendisine özgü, dikkat edilmesi gereken bir durumu olanlar, bunu kafile görevlilerine çekinmeden söylemelidirler. Hatta bu konuda yakın arkadaşlarını da bilgilendirmelidirler.
Eşyaların üzerine kime ait olduğunu gösteren etiket yapıştırılmalıdır. Eşyalar otobüse verilirken ya da otobüsten indirilirken herkes kendisine ait olan eşyayı vermeli veya indirmelidir. Ayrıca eşyaların otobüse verilip verilmediğine dikkat edilmelidir.
Havalimanlarında görevli Başkanlık personelinin uyarı ve talimatları dikkate alınmalıdır. Bagajlar bizzat sahipleri tarafından ilgililere teslim edilmeli ve alınacak bagaj fişleri korunmalıdır.
İçinde ne olduğu bilinmeyen başkasına ait bir eşya Suudi Arabistana götürülmek üzere kabul edilmemelidir.
Uçağa binerken, Cidde ya da Medine Havalimanlarında giriş işlemleri yapılırken pasaportun hacı adayının elinde olması gerekir. Bu durumda hacı adayı pasaportunu itina ile muhafaza etmeli, onu istendiğinde kolayca çıkarabilmesi için kendisine verilen pasaport çantasına koymalıdır. Aynı durum ülkeye dönerken de söz konusudur.
Gümrük kontrollerinde, başkalarına ait eşyalar sahiplenilmemelidir.
Kısaca, bir ibadet seyahati olan hac yolculuğunun kendine has sıkıntıları vardır. Bu itibarla sabırlı olmalı, kalp kırmamaya, kimseyi incitmemeye çalışmalı, vicdanını rahatsız edecek tavır ve hareketlerden uzak durmalıdır. Her an bir grup ve kafile içinde olduğunu unutmayarak beşeri münasebet, adap ve görgü kurallarına riayet etmelidir.
|
YOLCULUKTA NAMAZ
Asli vatanından, dinen sefer sayılacak uzaklıkta bir yere gitmek üzere yola çıkan bir kimse yolculuk esnasında dört rekatlı farzları ikişer rekat olarak kılar. Gittiği yerde 15 günden az kalacaksa aynı şekilde dört rekatlı farzları ikişer rekat olarak kılar. Gittiği yerde 15 gün veya daha fazla kalmaya karar verirse, namazlarını tam kılar.
Buna göre, Arafata çıkmadan önce Mekkede kesintisiz en az 15 gün veya daha fazla kalanlar, mukim sayıldıklarından, gerek Arafata çıkmadan önce Mekkede, gerek Arafat, Mina ve Müzdelifede ve gerekse Arafat dönüşü Mekkede kaldıkları süre içinde namazlarını tam olarak kılarlar.
Arafata çıkmadan önce Mekkede 15 günden az kalanlar, misafir sayıldıklarından gerek Arafata çıkmadan önce Mekkede, gerek Arafat, Müzdelife ve Minada namazlarını seferi olarak kılarlar. Arafattan döndükten sonra Mekkede 15 gün veya daha fazla kalacak olanlar ise bu süre zarfında namazlarını tam olarak kılarlar.
Uygulamada Medine ziyareti 15 günden az olduğundan Medinede namazlar seferî olarak kılınır.
Seferî olup da oralarda mukim olan imamlara uyarak namazlarını kılanlar, imamla birlikte namazlarını tam olarak kılarlar.
|
HACCIN EDA ŞEKİLLERİ
Hac, hac ayları denilen zaman dilimi içinde yapılan bir ibadettir. Hac ayları Hicrî takvime göre Şevval ve Zilkade ayları ile Zilhicce ayının ilk on günüdür. Hac, bu aylar içinde umresiz de yapılabilir, umre ile birlikte de yapılabilir. Haccın umresiz ya da umre ile birlikte yapılmasına haccın eda şekilleri denir.
Haccın eda şekli üçtür:
1- İfrad haccı,
2- Temettu haccı,
3- Kıran haccı.
1- İfrad Haccı
İfrad haccı, umresiz yapılan hacdır. Aynı yılın hac ayları içinde, hacdan önce umre yapmaksızın hac niyetiyle ihrama girilir ve yalnızca hac yapılırsa ifrad haccı yapılmış olur.
2- Temettu Haccı
Temettu haccı, aynı yılın hac ayları içinde önce umre yapıp ihramdan çıktıktan sonra yeniden hac için ihrama girerek yapılan hacdır.
Temettu haccı yapacak olanlar, mikat sınırında veya daha önce umreye niyet ederek ihrama girerler. Umre yaptıktan sonra ihramdan çıkarlar. Daha sonra zamanı gelince hac için ihrama girerler. Haclarını eda ettikten sonra ihramdan çıkarlar.
3- Kıran Haccı
Kıran haccı, aynı yılın hac ayları içinde umre ve hacca birlikte niyet ederek ikisini aynı ihramla yapmaktır.
Kıran haccı yapacak olanlar mikat sınırında veya daha önce umre ve haccın her ikisine birden niyet ederek ihrama girerler. Umre yaptıktan sonra ihramdan çıkmazlar, aynı ihramla haccı da eda eder, sonra ihramdan çıkarlar.
Kıran ve temettu haccı yapanların şükür kurbanı kesmeleri vaciptir. İfrad haccı yapanların şükür kurbanı kesmesi gerekmez.
|
HACCIN YAPILIŞI
Ülkemizden giden hacılar, değişik iklim şartlarında uzun süre ihramda kalmanın doğurduğu zorlukları dikkate alarak genellikle "temettu haccı" yapmayı tercih ederler. Biz de bu durumu göz önünde bulundurarak haccın yapılışını anlatırken, haccın eda şekillerinden "Temettu haccı" nı esas alacağız. Haccın diğer eda şekillerine ise, Temettu haccı ile bunların arasındaki farkları belirterek yetineceğiz.
Şimdi "Temettu haccı" nın nasıl yapılacağını anlatalım:
|
İhrama Girmek
Hacc yapacak bir kimsenin ilk işi ihrama girmektir. İhrama girmek haccın şartıdır. İhrama girmeden hac yapılamaz.
A- İhram Nedir ?
Haccın şartlarından biri olarak ihram, hac ya da umre yapmaya niyet eden kişinin, başka zamanlarda işlemesi mübah olan bazı fiil ve davranışları, belirli bir süre kendisine haram kılması, yasaklamasıdır. Buna "ihrama girme" de denir. İhrama girmiş olmanın gereklerinden biri olarak bürünülen havlu ve benzeri türden dikişsiz kıyafete de halk arasında ihram denmektedir. Ancak "ihram" bu değildir. Usulüne göre ihrama girilmediği sürece söz konusu bu örtülere bürünmekle ihrama girilmiş olunmaz.
B- İhrama Nasıl Girilir ?
İhrama, "Niyet" ve "Telbiye" ile girilir. "Niyet" ve "Telbiye" ihramın rükünleridir. Bunlar olmadan ihrama girme gerçekleşmez.
a- Niyet
"Niyet", yapılacak haccın şeklini kalben belirlemektir. Ayrıca lisanen söylenmesi müstehaptır. Burada temettu haccının yapılışı esas alındığına göre niyet umre için yapılacaktır.
Şöyle niyet edilir:
"Allahım umre yapmak istiyorum. Bunu kolaylaştır ve kabul eyle"
b- Telbiye
(Lebbeyk Allahümme lebbeyk, lebbeyke lâ şerike leke lebbeyk, innel hamde ven-nimete leke vel mülk lâ şerike lek) demektir.
"Allahım! Davetine icabet ediyorum. Emrine boyun eğiyorum. Bütün varlığımla sana teslim oldum. Senin hiçbir ortağın yoktur. Tekrar tekrar davetine icabet ediyorum. Şüphesiz hamd sana mahsustur. Nimet senindir mülk de senin... Senin hiçbir ortağın yoktur."
Böylece niyet edilip telbiye söylenince ihrama girilmiş olur. Ancak ihrama girmeden önce, sünnet ya da müstehap olarak yapılması gereken hususlar vardır. İhrama girerken bunlara da riayet edilmelidir. Buna göre:
İhrama girmek isteyen kimse, ön hazırlık olarak tırnaklarını keser. Gerekiyorsa koltuk altı ve kasık kıllarını temizler, saç ve sakal traşı olup bıyıklarını düzeltir. Mümkünse gusleder. Bu gusül temizlik amacıyla yapıldığı için özel durumda olan bayanlar da guslederler. Gusül mümkün olmadığında abdest alır. Varsa güzel koku sürünür. Giymekte olduğu normal giysilerini ve iç çamaşırlarını (atlet ve kilotunu) çıkarıp, sadece "izar" ve "rida" (16) denilen iki parça ihram örtüsüne sarınır. Başını açar, çoraplarını ve ayakkabılarını çıkarır. Terlik ve benzeri şeyler giyer. Bayanlar normal kıyafetlerini değiştirmezler.
Bundan sonra, kerâhat vakti değilse iki rekat "ihram namazı"(17) kılar. Namazdan sonra yukarıda belirtildiği şekilde niyet eder. Arkasından da yüksek sesle telbiye söyler. Bayanlar telbiye söylerken seslerini yükseltmezler.
Niyet ve telbiyenin yapılmasıyla ihrama girilmiş ve "ihram yasakları" başlamış olur.
İhrama giren kimseye, ihramlı olduğu sürece "muhrim" denir.
C- Kadınların İhramı
İhrama girme konusunda kadınlar da erkekler gibidir. Ancak kadınlar normal elbise ve kıyafetlerini değiştirmezler. Çorap, ayakkabı ve eldiven giyebilirler. Başlarını örterler. Fakat yüzlerini açık bırakırlar. Telbiye ve tekbir getirirken, dua ederken seslerini yükseltmezler.
Özel hallerinde bulunan kadınlar ihrama girerken şu hususu dikkate almalıdırlar: Şayet adetleri bitmeden Arafata çıkmak zorunda kalacaklarsa, ifrad haccına niyet etmelidirler.
D- İhrama Nerede Girilir ?
Mekke çevresinde ihrama girmek için belirlenmiş noktalar vardır. Bunlardan her birine "mikat" denir. Mikat sınırlarının dışından hacca veya umreye gelenler bu sınırları ihramsız olarak geçemezler. Buna göre:
a. Doğrudan Mekkeye gidecek olan hacı adayları, uçaklar Ciddeye indiği ve Cidde de mikat sınırları içinde bulunduğundan, uçağın kalkacağı havalimanında veya evlerinde ihrama girerler. Gerektiğinde uçak mikat sınırını geçmeden uçak içinde de girilebilir. Ancak pratikteki zorluğu sebebiyle uçakta ihrama girme tercih edilmemelidir.
b. Hacdan önce Medineye gidecek olan hacı adayları, Medinede kaldıkları evlerde veya Mekke yolu üzerinde Medineye 11 km. uzaklıkta bulunan "Zül-Huleyfe" (Ebyâr-i Ali) de ihrama girerler.
Hac veya umre yapacak olanların mikat sınırını ihramsız olarak geçemeyeceklerini belirtmiştik. Mikat sınırını ihramsız olarak geçtikten sonra ihram giyenlere ceza (18) gerekir. Bu durumda olanlar henüz hac ve umre ile ilgili görevlerden birini yapmadan, herhangi bir mikat sınırına dönerek yeniden ihrama girerlerse ceza düşer.
E- Hac İçin İhrama Ne Zaman Girilir ?
İhrama, "hac ayları" içinde girilir. Hac ayları, Şevval ve Zilkade ayları ile Zilhicce ayının ilk on günüdür. Bu aylar, hac menasikinin başladığı ve devam ettiği aylardır. Bazı islâm bilginleri mekruh olmakla birlikte hac ayları başlamadan önce de ihrama girilebileceğini söylemişlerdir. Ancak en uygunu ihrama hac ayları başladıktan sonra girmektir.
F- İhramlıya Yasak Olan Şeyler
İhrama giren kimse için bazı iş ve davranışlar yasaktır. Bunlara "ihram yasakları" denir. Bu yasaklar ihrama girildiği andan, yani niyet ve telbiye anından itibaren başlar, ihramdan çıkıncaya kadar devam eder.
İhramlı kimsenin "ihram yasakları" na uyması vaciptir. Yasakları ihlal edenlere, yasağın çeşidine ve ihlal biçimine göre değişen cezalar gerekir.(19)
İhramlı için yasak olan şeyler şunlardır:
Cinsel ilişkiye girmek veya sevişmek, öpüşmek, oynaşmak.... gibi cinsel ilişkiye götüren davranışlarda bulunmak. Şehevi duyguları tahrik edici şeyleri konuşmak.
Tırnak kesmek, saç sakal tıraşı olmak, vücudun herhangi bir yerindeki kılları koparmak veya kesmek, saç sakal ve bıyıkları yağlamak, boyamak, saçlara biryantin veya jöle sürmek, kadınlar oje ve ruj kullanmak, vücuda veya ihram örtüsüne koku sürmek ve parfüm kullanmak.
Elbise giymek, başı ve yüzü örtmek, eldiven, çorap, topuklu ayakkabı giymek. Kadınlar normal giysilerini çıkarmazlar. Ancak ihram süresince yüzlerini açık bulundururlar.
Harem denilen bölgenin (Mekke ve çevresinin) bitkilerini kesmek, koparmak. (Harem bölgesinin bitkilerini kesmek, koparmak ihramsız olanlar için de yasaktır.)
Başkalarına zarar vermek, kavga etmek, sövmek, kötü söz ve davranışlarda bulunmak.
İhramlı için şunlar yasak değildir:
İhramlının yıkanması, kokusuz sabun kullanması, diş fırçalaması, diş çektirmesi, kırılan tırnağı ve zarar veren bir kılı koparması, kan aldırması, iğne yaptırması, yara üzerine sargı sardırması, kol saati, yüzük ve bilezik takması, kemer kullanması, omuza çanta asması, yüzü ve başı örtmeden üzerine battaniye, pike ve benzeri şeyler alması, palto ve benzeri giysileri giymeksizin omuza alması yasak değildir.
İşte, usulüne göre ihrama giren hacı adayları, ihram yasaklarına riayet ederek, telbiye, tekbir,(20) tehlil (21) ve salavat-ı şerife söyleyerek, Mekkeye ulaşırlar. Harem bölgesine ulaştıklarından dolayı dua ederler. İsteyenler Dua kitabındaki Mekkeye Girişte Okunabilecek duayı okuyabilirler.
Evlere yerleşip dinlendikten sonra fazla vakit geçirmeden telbiye ve tekbir getirerek Harem-i Şerife giderler. Kabeyi görünce telbiyeyi kesip tehlil ve tekbirlerle dua ederler. Daha sonra "Umre tavafı" nı (22) yaparlar.
[16] İzar, belden aşağıya sarılan; Rida, belden yukarıya örtülen havlu veya benzeri türden kıyafetlere denir. Bunların beyaz renkli ve yeni olması uygundur.
[17] Namazın ilk rek'atinde, Fatiha'dan sonra "Kâfirûn", ikinci rek'atinde "İhlâs" sûrelerinin okunması daha faziletlidir.
[18] Ceza ile ilgili olarak bakınız, s.85 vd.
[19] Cezalarla ilgili olarak bu kitabın üçüncü bölümüne bakınız.
[20] (Allahu Ekber, Allahu Ekber, Lâ İlahe İllallahu va'llahu Ekber, Allahu Ekber ve li'llahi'l hamd) demektir.
[21] (La ilahe illallahu vahdehu la şerike leh, lehül mülkü ve lehul hamdu ve hüve ala külli şeyin kadir) demektir.
[22] Uygulamada "Temettu haccı" esas alındığı için burada yapılan ilk tavaf umre tavafıdır.
|
Tavaf
A- Tavaf Nedir?
"Tavaf", Hacer-i Esved köşesinden veya hizasından başlayarak tavaf niyetiyle Kâbenin etrafında yedi defa dönmektir. Her bir dönüşe "Şavt" denir. Yedi şavt bir tavaf olur.
B. Tavafın yapılışı
Hacer-i Esved hizasına gelmeden:
"Allahım! Senin rızan için Umre tavafı yapmak istiyorum. Bunu kolaylaştır ve kabul eyle" diye niyet edilir.
Tavafa başlamadan önce erkekler Iztıba (23) yaparlar. Böylece Hacer-i Esvedin hizasına doğru gidilir. Bu esnada tekbir, tehlil getirilmesi ve dua edilmesi uygun olur.
Hacer-i Esvedin hizasına varılınca eller, içleri Kâbeye doğru olacak şekilde namaza durur gibi omuz veya kulak hizasına kadar kaldırılıp "Bismillahi Allahu Ekber" denildikten sonra Hacer-i Esved "istilam" edilir. İstilam, elleri Hacer-i Esvedin üzerine koyup onu öpmek demektir. Ancak hac mevsiminde bu mümkün olmamaktadır. Bu sebeple Hacer-i Esvede uzaktan elle işaret edilip sağ avucun içi öpülmekle yetinilir.
Hacer-i Esvedi istilam etmek sünnettir. Başkalarına eziyet etmek ise haramdır. Sünneti yerine getireceğim diye insanlara eziyet vermekten ve böylece haram işlemekten şiddetle sakınılmalıdır.
Bundan sonra Kâbe sola alınarak tavafa başlanır. Tavafa başlarken ve her şavtın başında:
"Allah, bütün eksikliklerden uzaktır. Hamd, Allaha mahsustur. Allahtan başka hiçbir ilah yoktur. Allah en büyüktür. Bütün güç ve kuvvet şanı yüce ve azamet sahibi Allaha aittir.
Salat ve selam, efendimiz Muhammed aleyhis-selama olsun. Allahım! Sana iman ederek, Kitabını tasdik ederek, verdiğim sözü yerine getirerek ve Peygamberinin sünnetine uyarak bu ibadetimi yerine getiriyorum" diye dua edilmesi güzel olur.
Tavafın, Hatimin dışından yapılması gerekir. Tavafın ilk üç şavtında mümkün olduğu sürece erkekler "Remel" (24) yaparlar.
Tavaf esnasında dua edilir, tekbir ve tehlil getirilir. Kuran okunabilir. Tavafta telbiye getirilmez. En uygunu herkesin içinden geldiği gibi ihlâsla ve samimiyetle dua etmesidir. Mutlaka bir takım Arapça duaların okunması şart değildir. İsteyenler Dua kitabında yer alan tavaf dualarını okuyabilirler.
Tavafın kesintisiz olarak yapılması sünnettir. Bu sebeple tavaf sırasında farz namaz için kamet getirilmesi, abdestin bozulması, ya da tavafı kesmeyi gerektiren başka bir mazeretin ortaya çıkması gibi durumların dışında tavafa ara verilmemelidir.
"Yemen" köşesine gelindiğinde, bu köşe de istilam edilir. Diğer köşeler istilam edilmez.
Yemen köşesi ile Hacer-i Esved köşesi arasında;
"Rabbimiz! Bize dünyada iyilik ver. Ahirette de iyilik ver. Bizi cehennem azabından koru. İyilerle birlikte cennete koy. Ey mutlak güç sahibi! Ey günahları çok bağışlayan! Ey alemlerin Rabbi! " duasının okunması güzel olur.
Hacer-i Esved köşesine ya da hizasına varılınca ilk şavt tamamlanmış olur. Beklemeden tekrar istilam yapılarak ikinci şavta devam edilir. Diğer şavtlar da aynı şekilde yapılır. Yedinci şavtın sonunda Hacer-i Esved tekrar istilam edilerek tavaf bitirilir. Sonra Harem-i Şerifin uygun bir yerinde iki rekat tavaf namazı kılınır. Tavaf namazının, kerahat vakti değilse tavafın hemen peşinden kılınması daha iyidir.
Tavaf namazından sonra dua edilir ve zemzem içilir. İsteyenler dua kitabında yer alan tavaf namazı duasını okuyabilirler. Ancak herkesin kendi dilinde içinden geldiği gibi dua etmesi daha güzeldir.
Sonra Hacer-i Esved tekrar istilam edilerek say (25) yapmak üzere Safa tepesine gidilir.
[23] Iztıba, vücudun üst kısmına örtülen peştemalın bir ucunu sağ koltuk altından geçirerek sol omuz üzerine alıp sağ kolu omuzla birlikte açıkta bırakmaktır. Iztıba, arkasında sa'y yapılacak tavaflarda söz konusudur. Tavaf bitince omuz kapatılır.
[24] Remel, erkeklerin, tavafın ilk üç şavtında kısa adımlarla koşarak çalımlı yürümeleridir. Remel, sadece arkasından sa'y yapılacak tavaflarda sünnettir.
[25] Temettu haccının uygulaması esas alındığına göre bu sa'y, umrenin sa'yidir.
|
SAY
A. Say Nedir ?
"Say" kelimesi; koşmak, hızlı yürümek anlamına gelmektedir. Hac ve umrede Kâbenin doğu tarafındaki "Safa" tepesinden başlayarak "Merve" ye dört gidiş, Merveden Safaya üç dönüş olmak üzere bu iki tepe arasındaki gidiş-gelişe denir. Safadan Merveye her bir gidişe ve Merveden Safaya her bir dönüşe "şavt" denir. Safa ile Merve arasındaki yaklaşık 400 metre uzunluğundaki yürüme alanına "Mesa" denir.
Say yapmak vaciptir.
Sayin aslı, Hz. Hacerin henüz kendisini emmekte olan oğlu Hz. İsmail için su ararken bu iki tepe arasında koşması hatırasına dayanmaktadır.
B. Sayin Yapılışı
Hacer-i Esved istilam edilerek Safa tepesine çıkılır.
"Allahım! Senin rızan için umre sayini yapmak istiyorum. Bunu kolaylaştır ve kabul eyle." diye niyet edildikten sonra Kâbeye dönülerek tekbir, tehlil, salavat okunur ve içtenlikle dua edilir. Sonra Merve tepesine doğru yürünür.
Say esnasında herkes içinden geldiği şekilde dua eder. İsteyenler dua kitabındaki say dualarını okuyabilirler. Yeşil ışıklı direklerin arasında, erkekler koşar adımlarla yürürler. Buna "Hervele" denir. Yeşil direkler arasında her gidiş ve gelişte:
"Rabbim! Günahlarımızı bağışla. Bize merhamet et. Bize ikram et. Bizim bildiğimiz ve bilmediğimiz bütün kusurlarımızı biliyorsun, bunları affet. Çünkü Sen mutlak güç, kerem ve ihsan sahibi olansın." diye dua edilmesi güzel olur.
Merveye varınca bir şavt tamamlanmış olur. Burada da yine Kâbeye yönelerek tekbir, tehlil ve salavat-ı şerife getirilip dua edilir. Sonra Merveden Safaya doğru yürünür. Safaya varınca ikinci şavt tamamlanmış olur. Diğer şavtlar da aynı şekilde yapılır. Yedinci şavt tamamlandıktan sonra Mervede Kâbeye karşı dönülerek dua edilir. İsteyen dua kitabında yer alan Say bittikten sonra Mervede okunabilecek duayı okuyabilirler. Fakat en güzeli, içe doğan duaların yapılmasıdır.
Bundan sonra tıraş olup ihramdan çıkılır.
|
Tıraş Olup İhramdan Çıkmak
İhramdan ancak saçlar tıraş edilmek suretiyle çıkılır.
Erkekler saçlarını dipten tıraş eder veya kısaltırlar. Kadınlar ise saçlarının ucundan bir miktar keserler. Kısaltmada saçların uçlarından alınacak miktar, parmak ucu uzunluğundan daha az olmaz. Tıraş olduktan sonra umre ihramından çıkılmış olur. Hac için tekrar ihrama girinceye kadar eşiyle cinsel ilişki dahil, bütün ihram yasakları kalkar.
İhramdan çıkma aşamasına gelmiş ihramlı kimseler, birbirlerini tıraş edebilirler. Bu aşamaya gelmedikçe ihramlılar bir başkasını tıraş edemezler.
Kıran ve ifrad haccına niyet edenler ihramlı kalmaya devam ederler. Bu aşamada kesinlikle ihramdan çıkamazlar.
Temettu haccına niyet etmiş olanlar böylece umrelerini bitirip ihramdan çıktıktan sonra, hac için ihrama girinceye kadar Mekkede ihramsız olarak kalırlar. Bu günlerini mümkün mertebe iyi değerlendirmelidirler. Beş vakit namazlarını Harem-i Şerifte kılmaya ve fırsat buldukça bol bol nafile tavaf yapmaya özen göstermelidirler. Uzaktan gelenlerin nafile namaz kılmak yerine, nafile tavaf yapmaları daha uygundur. Tavaf ve namazın dışında Mescid-i Haramda Kuran-ı Kerim tilaveti, dua, zikir ve tesbihatla meşgul olurlar.
Hac için ihrama girinceye kadar böylece ibadetlere devam edilir. Zamanı gelince hac için ihrama girilip vakfe için Arafat'a çıkılır.
|
Hac İçin İhrama Giriş ve Arafata Çıkış
Temettu haccına niyet edip de umresini yapmış ve böylece Mekkede kalmakta olan hacı adayları uygulamada, hac için ihrama genellikle Zilhiccenin sekizinci günü (Terviye günü) girmektedirler.
Buna göre Zilhiccenin sekizinci gününe gelindiğinde Mekkedeki evlerde, umre ihramında belirtildiği şekilde ön hazırlıklar yapılır. Kerahat vakti değilse, iki rekat ihram namazı kılınır. Sonra: "Allahım! Senin rızan için hac yapmak istiyorum. Bunu kolaylaştır ve kabul eyle." diyerek niyet edilir. Arkasından telbiye getirilerek hac için ihrama girilir. Böylece tekrar ihram yasakları başlamış olur.
Hac için ihrama girildikten sonra, Arafata çıkmadan önce nafile bir tavafın (26) ardından haccın sayi yapılabilir. Haccın sayini bu şekilde önceden yapanlar artık "Ziyaret tavafı"ndan sonra say yapmazlar. Fakat sünnete uygun olan, haccın sayinin Ziyaret tavafından sonra ve ihramsız olarak yapılmasıdır.
Bu şekilde ihrama girildikten ve arzu edildiği takdirde haccın sayi yapıldıktan sonra kafile ile birlikte Arafata hareket edilir.
İntikal esnasında telbiye, tekbir, tehlil, salavat getirilir ve bol bol dua edilir. Bu mübarek günlerin bereketinden olabildiğince yararlanılmaya çalışılır. Arafata varıp çadırlara yerleşilir. Hacı adayı bir süre istirahat ettikten sonra bütün varlığı ile Allaha yönelip dua eder, telbiye, tekbir ve tehlil getirir, Kuran okur, namaz kılar, günahlarına tevbe ederek göz yaşı döker, zikir ve tesbihle meşgul olur. Zeval, yani öğle vaktine kadar böylece ibadet etmeye devam eder.
Arafatta Öğle ve İkindi Namazlarının Birleştirilerek Kılınması
Öğle vaktine kadar çadırlarda ibadetle meşgul olunarak bu mübarek mekanın ve zamanın feyzinden ve bereketinden azami derecede istifade etmeye çalışan hacı adayı, öğleye doğru namaz için hazırlık yapar.
Öğle ezanı okunduktan sonra öğle ve ikindi namazları birleştirilerek kılınır. Buna "Cem-i takdim" denir. Öğle ve ikindi namazı birleştirilerek şöyle kılınır:
Ezan okunduktan sonra, önce öğlenin ilk sünneti kılınır. Sonra kamet getirilerek öğlenin farzı eda edilir. Selam verildikten sonra teşrik tekbiri getirilir. Arkasından tekrar kamet getirilerek ikindinin farzı kılınır. Selamdan sonra teşrik tekbiri getirilir. Böylece öğle ve ikindi namazı bir ezan ve iki kametle eda edilmiş olur.
Bu iki farz namazı arasında başka namaz kılmak mekruhtur. Bu sebeple öğlenin son sünnetiyle ikindinin sünneti kılınmaz.
Namazdan sonra Vakfe yapılır.
Öğle ve ikindi namazları cem-i takdim ile kılınırken seferî olanlar öğleyi de ikindiyi de ikişer rekat olarak kılarlar.[27]
[26] Sonunda sa'y yapılacağı için bu nafile tavafta "Iztıba" ve "Remel" yapılır.
[27] Seferilikle ilgili olarak bakınız, 'Yolculukta Namaz'
|
Arafat Vakfesi
Vakfe Nedir?: "Vakfe", durmak demektir. Arafat Vakfesi ise belirlenen zamanda hac için ihramlı olarak Arafat sınırları içinde bulunmaktır. Arafat vakfesi, haccın en önemli rüknüdür. Çünkü süresi içinde orada bulunamayanlar o sene hacca yetişememiş sayılırlar. Hz.Peygamber "Hac Arafattır"(28) buyurmuştur.
Arafat, Mekkenin 25 km. Güney doğusunda bulunan geniş bir alanın adıdır. Arafat vakfesi bu alanda yapılır. Bu geniş alanın sınırları levhalarla gösterilmiştir.
Arafat vakfesinin sahih olabilmesi için hac ihramına girmiş olmak ve belirlenen süre içinde Arafatta bulunmak gerekmektedir.
Arafat Vakfesinin Zamanı
Arafat vakfesinin zamanı, Zilhiccenin 9. günü, yani Arefe günü öğleyin Güneşin tepe noktasına gelip Batıya meyletmeye başladığı andan (Zeval vaktinden) bayramın birinci günü fecr-i sadık dediğimiz tan yerinin ağarmaya başladığı ana kadarki süredir. Bu süre içinde her ne halde olursa olsun (uykuda, baygın, vakfenin farkında olsun, ya da olmasın) bir an orada bulunan kimse vakfe farzını yerine getirmiş olur. Uygulamada ise Arafat vakfesinin yapılışı aşağıda belirtildiği şekildedir.
Arafat Vakfesinin Yapılışı
Arafe günü Arafatta öğle ve ikindi namazları birleştirilerek kılındıktan sonra ayağa kalkılarak kıbleye karşı dönülür. Arafat duasının ayakta yapılması müstehaptır. Telbiye, tekbir, tehlil ve salavat getirilir. Tevbe, istiğfar ve dua edilir. Esas olan herkesin içinden geldiği gibi dua etmesidir. Ancak isteyenler Dua kitaplarındaki Arafat Vakfesi duasını okuyabilirler.(29) Bir süre bu şekilde vakfe yapılıp bol bol dua edildikten sonra hacılar Arafattan ininceye kadar kalan süreyi yine ibadet, dua ve zikirle değerlendirmeye çalışırlar.
Arefe günü hac ihramıyla Arafatta bulunmak, bir müslüman için en büyük nasiplerden biridir. Çünkü, bu kutsal yerde ve bu mübarek zaman diliminde yapılan ibadetler geri çevrilmez. Bu itibarla müslüman Arafatta gönlünü her türlü dünyevi düşünce ve gailelerden arındırarak, bütün samimiyetiyle Allaha yönelmeli, el açıp yalvarmalı, içine düştüğü günahları hatırlayıp göz yaşları içinde tevbe etmeli, af ve mağfiret dilemeli, kendisi, anne-babası, kardeşleri, çocukları, yakınları, milletinin fertleri ve tüm müslümanlar için içtenlikle dua etmelidir.
Arafatta içinde bulunulan zaman diliminin her dakikasının çok büyük kıymeti vardır. Bu değerli vakitleri faydasız konuşmalarla, lüzumsuz meşguliyetlerle ve pek gerekli olmayan eş-dost ziyaretleri ile geçirip heba etmemelidir. Hele hele başkalarına sıkıntı ve eziyet vermekten, kötü söz ve davranışlardan, haklı bile olsa bir takım gereksiz tartışmalardan şiddetle sakınmalıdır. Bilinmelidir ki, bu mübarek yerde sevaplar nasıl kat kat olursa, günahlar da öylece katlanır.
Güneş battıktan sonra Arafattan Müzdelifeye intikal başlayacağından, akşama yakın gerekli şahsi hazırlıklar yapılır. Güneşin batmasıyla birlikte Arafattan Müzdelifeye doğru hareket başlar. Kafileler belli bir plan dahilinde yola çıkarlar. Akşam namazı, Müzdelifede yatsı vaktinde, yatsı namazıyla birleştirilerek (cem-i tehirle) kılınacağı için, kendi vaktinde kılınmaz. Yolda yine telbiye, tekbir, tehlil, salavat ve duaya devam edilir. Elden geldiğince bu kıymetli vakitler değerlendirilmeye çalışılır.
Müzdelifeye varınca yatsı vaktinde, akşam ve yatsı namazı birleştirilerek kılınır.
[28] Tirmizi, Hac, 57 (Hadis No:889)
[29] Vakfe duası, uygulamada topluca da yapılmaktadır.
| | | | | | | | | | | | | | | | | |